adigehaber
  21 Mayıs Öncesi
 
 21 Mayıs Öncesi Bir Ön Değerlendirme

 Hapi Cevdet Yıldız
Bu başlık altındaki makalemin ardından "21 Mayıs 1864'ten Bugüne Çerkesler" başlıklı bir yazı ya da bir yazı dizisi hazırlamayı düşünüyorum.21 Mayıs Çerkes varlığının,deyim yerindeyse “ülkesi ve milletiyle birlikte yok edildiği” bir gerçeği simgeliyor.Bu konuda bir bilgi birikimim vardır düşüncesindeyim. Elbette konuyu benden çok daha geniş ve derinlemesine yazacak tarihçi ve biliminsanlarımız da vardır.Bunu baştan belirtmek isterim.
Çerkesler olarak,kendi kabuğumuzdan çıkıp yavaş yavaş sesimizi duyurmaya başladık,diyebilirim.1920’de Ankara tarafından,Çerkes Ethem eliyle Batı illeri Çerkeslerinin direnci kırılmış, ardından işi biten/kullanılan Ethem Bey’in de “boynuna hain yaftası asılarak” defteri dürülmüştü.Çünkü Çerkes Ethem 'oluşumu' okuyamamıştı,harcandı gitti.O zamandan beri Çerkesler içe kapanık,dışta da ‘emir kulu’ sayılan bir toplum olarak görülüyorlardı.
Çerkesler arasında belirmiş olan kıpırdanma,kuşkusuz bir bilgilenmenin ve bilinçlenmenin ürünü ve yansımasıdır.Çerkes uyanışı Türkiye toplumunun aydın kesimleri ve anayurt Kafkasya'daki kardeşlerimiz tarafından,kuşkusuz sempati ile karşılanıyor.Aydın ve demokrat kesim Türkiye’nin geleceğidir.
Bu arada ırkçı/Türkçü çevreler de hoşnutsuzlar tabii."Bu Çerkes sorunu da nereden çıktı,biz onları çoktan Türkleştirmemiş miydik?" der bir havadalar.
Onları anlıyoruz,ne mutlu,onlar Türkiye nüfusunun geleceğini temsil etmeyen küçük bir kesim,azınlık.
Ancak Kaffed örgütü ve Kafkasya Forumu gibi gruplar ne diye 12 Mart Ankara ve 17 Nisan İstanbul etkinliklerine karşı çıkmışlar?Bunu anlayamıyoruz.
Bunun makul bir açıklaması olabilir mi?...
***
17 Nisan etkinliği
17 Nisan pazar günü İstanbul Kadıköy'de güzel bir yürüyüş ve şölen havasında bir miting yapıldı. Tıpkı Ankara'daki gibi yüzlerce Adıge bayrağı,ayrıca Abhaz,Oset,İnguş,Çeçen ve Dağıstan bayrakları da taşındı.Katlımcı sayısı neydi, bilemiyorum.Gördüğüm kadarıyla Haydarpaşa tarafından, Kadıköy girişinden başlayan ve İskele Meydanı'na uzayan, yaklaşık 600 metre uzunluğundan bir kortej oluşmuştu.
Adıge bayrakları taşıyarak mitinge katılan Alevi demokratlar da vardı.Değerli bir kardeşimizin mesai arkadaşlarıydılar tanıştıklarım.Temiz giyimli,sevimli yüzlü ve efendi kişilerdi,ilkin onları Çerkes sanmış,Çerkesçe selamlamıştım.Alevi olduklarını öğrenince sevindim,kendilerini kucakladım, bu jestlerinin,bizim için ölçülemeyecek bir değerde olduğunu söyledim.Onlar da Çerkes halkının haklı davalarının her zaman için yanında olduklarını,bundan böyle de takipçisi olacaklarını söylediler.
Kendilerine bir kez daha teşekkür ediyor,bu örneğin,pasifistlerin ve korkak Harun’ların kulaklarına küpe olmasını diliyorum.
Mitinge anayurttan da bir hemşehri grubu gelip katılmıştı:Ünlü Adıgeyli ressam Kat Tevçoj,Kabardey insan hakları savunucusu Hatejıko Valeri,Kabardeyli genç şarkıcı Bayan Thağelev Svetlan,İslamıy topluluğu solisti Kumıku Şamsudin,Adıge Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü çalışanı,biliminsanı Dr.Meşfeşşu Necdet,Adıgeyli yazar ve işadamı Çetave İbrahim.Ayrıca genç Adıge şairi Akgün Semih aracılığıyla Kabardey’e yerleşmiş olan bir hemşehrimizle de tanıştım.
Genç kızımız Kube Nurhan güzel Adıgece şarkılar söyledi.Diğer genç şarkıcı kızımız Ştim Münteha Ankara’dan gelememişti.Thağelev Svetlan bir pop şarkıcı.Şarkıları eşliğinde gençler dansettiler.Kumıku Şamsudin,üç kezkürsüye çağrıldı,ilkinde eski tarihi Çerkes şarkılarını,bu arada “Koceberdıko Mıhamet” şarkısını okudu.Ardından Adıgey’in halk şarkılarından örnekler sundu.
Akgün Semih’in tanıştırdığı Kabardeyli hemşehrimiz “Kabardey-Balkar’da yöre dışına göç var,ama paralı bir kesim ve 10 bin polis de var.100 bin dolar verip Nalçik’te daire alan alana” dedi.Şaşırtıcı,ama açıklaması zor bir durum.Para o denli bolsa Kabardey-Balkar nüfusu niye 41 bin azaldı ki?..
Bir ara miting alanı dışına çıkıp halk arasında gezindim.Çevrede toplanıp konuşmaları ve şarkıları dışarıdan izleyen bazı kişiler “Bunlar hangi partinin bayrakları,nereye oy verilmesini istiyorlar?” diye sordular bana.Elimdeki bayraktan mitingle ilişkili olduğumu anlamış olmalıydılar. “Parti mitingi değil bu, Çerkes mitingi,Çerkesler Çerkesçe okul istiyorlar” dedim. “Allah,Allah” deyip şaşıranlar oldu.
***
Dönüş söyleşisi
Mitingden sonra biri Kafkasya’ya yerleşmiş,diğerleri Türkiyeli olan bir grup arkadaşla bir cafe’ye gittik ve kısa bir söyleşi yaptık.Kafkasya’ya yerleşmiş olan arkadaş, “Türkiye’deki Çerkeslerin,en az yüzde 10 gibi bir kesimi yaz tatili için Akdeniz sahillerine gidiyor,oralara para bırakıyor.Onların yarısı bile Kafkasya’ya gelse,Adıge ekonomisine katkı sağlamış,ekonomimizi canladırmış olur” dedi.Ben de turizmin bir sanayi,alt yapı ve organizasyon işi olduğunu,Kafkasya’nın henüz o düzeye gelmediğini,ama gelmesi gerektiğini,şu koşullarda bunun bir özlem olma ötesine geçemediğini söyledim.
Adıgey’e yerleşmiş olan Kürtler konusuna da değindik.
“Kürtler ve Ermeniler Adıgey’e yerleşirken,Türkiyeli Adıgeler/Çerkesler niçin yerleşmiyorlar?” dendi.Ben de kendi düşüncelerimi söyledim.
Önce yüzeysel değerlendirmelerden kurtulmalıyız,dedim.
Adıgey’in Krasnogvardeyski ilçesi 31 bin nüfuslu.Bu nüfusun yüzde 63’ü (19,5 bini) Rus,yüzde 17,3’ü (5,4 bini) Adıge (Çerkes) ve yüzde 10,3’ü (3,2 bini) de Kürt.İlçede Adıge nüfus zaten azınlıkta.Sözkonusu ilçe dışındakilerle birlikte Adıgey’deki toplam Kürt nüfusu 4 bin 151 ya da Adıgey nüfusunun yüzde biri.
Bu insanlar Ermeni çetecilerin kırımından kaçmış olan Müslüman kardeşlerimiz.Başlarını sokacak bir yuva,karınlarını doyuracak bir iş aramak üzere 20 yıl önce,perişan bir halde,neredeyse beş parasız Krasnodar Kray’a gelmişler.Krasnogvardeyski rayonunda Ruslarca terk edilmiş küçük ve ucuz evlerin bulunduğunu,kolhozlarda da çalışacak kişiler arandığını öğrenmişler.30 ailelik ilk kafile bu yolla Adıgey’e yerleşmiş oldu.Gerisi geldi,sayı bugün için 4 bini aştı.
Kürtlerin çoğu Krasnodar Kray’a ve diğer Rus illerine yerleşmişler.Yani nerede konut ve iş,sığınma yeri bulmuşlarsa oralara gitmişler.Başkaca gidecek,sığınacak yerleri yoktu.Adıgey'deki Kürtlerin söylediklerine göre,Rusya'da 200 bin ile 300 bin arasında bir Kürt nüfusun (2002'deki resmi sayıma göreyse,RF'deki toplam Kürt sayısı  19,6 bin) sadece 4 bin 151'i Adıgey'de yaşıyor.Diğerleri Krasnodar Kray ve diğer Rus illerinde.Bundan böyle, Adıgey’e ne gelen var,ne de giden.Bu yoksul/emekçi kişiler zaten nereye gidebilirler ki?..
Kürtler,başlarda kolhozlarda ve toprakta ucuza çalışmak zorundaydılar.İçlerinde Rusça bileni ve okumuş olanı çok azdı.Şimdi bahçe ve hayvan sahibi oldular.Ancak çoğunun tapulu arazisi yok ya da az,Kürtler halen Adıgey’in en yoksulları arasındalar.Kadınları gün boyu bahçede çalışan,erken evlendirilen ve dışarısı ile teması kısıtlı olan insanlar.Bu insanlar evlenme ve sünnet düğünlerinde,bir de cenazelerde bir araya geliyorlar.Çerkes köylerindeki cenazelere ve camilere geliyorlar.Çerkesler de onlarınkilere katılıyorlar.Cenazeler ortak Müslüman mezarlığına defnediliyorlar. Böylesine bir iç içelik oluşmuş.
Bir sel felaketi üzerine,bu yoksul insanlar, kendi aralarında para toplayıp selden zarar gören bir Çerkes köyüne yardım edecek denli cömert,gönlü bol insanlar.Okullarda Rusça,İngilizce ve Çerkesçe öğrenim görüyorlar.İnternetten izledim,sevimli bir folklor ekipleri de var.Adıge bayrağı taşıyarak Adıge Cumhuriyeti'nin kutlama günlerine katılıyor,dans ediyor ve kendi dillerinde –kız erkek karma- şarkılar söylüyorlar.
Soralım,o insanların çektiği meşakkati çekecek,kızgın güneş altında gün boyu ı çapa sallayacak kaç Çerkes,kaç Çerkes kadını bulunabilir ki? Krasnogvardeyski ilçesinin Adıge/Çerkes kaymakamı şöyle diyor: “ yıllardan beri ilçemizde yaşayan bu insanlar tek bir kişinin olsun kalbini kırmış kişiler değiller” (bkz.'KÜRTLER:Adıgey'de konuklar mı yoksa Adıgeyli mi oldular?',internet).
Ancak, bazı çocukça yorumları görünce, dehşete düşmeden de edemiyoruz.Bu insanların neredeyse bir tek vebalı ilan edilmedikleri kalmış.Ayrıca Adıgece olarak,Adıgeyli Adıgeleri de aşağılayıcı ve düşmanca yazılar yazılabiliyor.Bunlar kabul edilemez…Ayıptır,son derece çirkin ifadelerdir bunlar.
***
Demokratikleşme isteği romantik bir istek mi?
Dünyada totaliter yönetimler ve diktatörlükler çağı sona eriyor.Gelişim onları-dikta yönetimlerini- artık kabul etmiyor.Bundan böyle demokrasi çağı başlıyor.Arap ülkelerindeki çalkantı ortada.Türkiye’de eskiyi temsil eden güçler,asker ve yargıdan destek buluyor.Ancak bu destek de günden güne eriyor.Son örneği Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 7 BDP destekli bağımsız adayı veto etmesi.Yargı,fırsat buldukça demokratlara ve Kürtlere karşı önyargılı ve sert davranabiliyor.
Ancak son Kürt aleyhtarı YSK kararı,Kürtlerin tepkileriyle sınırlı kalmadı, genel bir infiale yol açtı.Kamuoyunun “Oh ne iyi,Kürt adaylara bir ders oldu” diyeceği umulmuştu.Ama eylemsizlik sonucu rahat bir nefes almış ve barışın değerini kavramış olan kamuoyu öyle demedi,oyuna gelmedi.Türkçü çevre,İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal gibi birkaç ulusalcı ve MHP dışındaki kimse YSK kararını onaylamadı.Dalga dalga büyümeye yüz tutan infial karşısında YSK kararını değiştirmek zorunda kaldı.
Demokrasi ve barış adına büyük bir başarıdır bu.
Toplum, Türkçü ve militarist azınlığın tezgahına gelmeyeceğini bundan böyle belli etmiş oldu.Bu,büyük bir demokratik kazanımdır.
***
Çerkes toplumu cesur ve kararlı olmalıdır
Biz de aktif anlamda demokrasi yanlısı olmalıyız.Öyle olmak zorundayız.Toplumumuzun diline ve kültürüne kıyanlar Türkçüler,ırkçılar ,faşistler ve onların işbirlikçileridir.Bunu bilmeliyiz.Türkçülerle işbirliği edenler karşıtlarımız,Türkçülerle işbirliği yapmayanlar da dostlarımızdır.Saflar bu kadar net ve açıktır.
Türkçü ile Türk bir değildir.Sadece Türkçülere değil,Rusçulara,her türlü ırkçılığa da karşıyız.Çünkü onlar ezenleri temsil ediyorlar.Çerkesler ise her yerde ezilenler durumundalar.Fark budur.
Ezen ulusun milliyetçisi ile ezilen ulusun milliyetçisi de farklıdır.Ezeninkinin hiçbir haklı ve hoş karşılanır yanı olamaz.
Biz hiçbir halka ya da ulusa düşman değiliz,olamayız da.Çerkes geleneği ırk ayırımını kabul etmez.Türkler,Kürtler,Lazlar ,Aleviler,bütün etnik ve dini topluluklar dostlarımızdır.Birini bir diğerine üstün tutmamalıyız,tutmamız da doğru olmaz.Hepsini eşit görürüz.Ancak,bu anlayışı içselleştirememiş olan bazılarımız ezen ulusun ideologları olan Türkçülerin oltalarına takılabiliyor,kraldan çok kralcı olabiliyorlar.Türkçülerle, dostumuz ve kardeşlerimiz olan Türkleri,Türk halkını ayırmasını bilmeliyiz.
Türkiye’yi hep birlikte hepimiz kurduk.Ama demokrasiyi koruyamadık,kaptırdık.
Bugüne değin faşist olmayan hangi Türk’ten ya da Rus’tan bir zarar gördük ki?..
Demek ki,mücadele etnik temelde değil,demokratik haklar temelinde yürütülmelidir.Hepimiz özgürlük yolunda birleşmeliyiz. Demokratik mücadele etnik özgürlüğü de getirecektir.Uygar dünyanın tamamında bu böyledir. Mücadelede demokrat Türkler ve Ruslar bizim yanımızdadır.Çünkü onlar da faşizmden ve gericilikten zarar görmüşlerdir.Faşizm ulusa değil,sadece faşist kişilere,militaristlere ve faşist sermayedarlara hizmet eder.
Ancak her şeyden önce kendimiz,yani bizler demokrat olmak zorundayız.Demokrat bir insan başka ulustan insanlara demokrasi ölçütleriyle yaklaşır ve onları asla aşağılamaz.Bu doğru ve düzgün anlayışı kavramak zorundayız.
Demokratik bir Türkiye,demokratik bir Rusya,demokrat bir dünya.Bunlar iç içedir,birbirinden ayrılmaz ve kopmazdır.İşte bunları savunmalıyız.
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 2 ziyaretçi (32 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=