adigehaber
  21 Mayıs 1864'ten 2
 
Çerkesler:21 Mayıs 1864'ten Günümüze...2


8 Mayıs 2011
Hapi Cevdet Yıldız

Dizi yazımızın ilkinde,1860'larda bağımsız bir ülke olan Çerkesya'nın yok edilişi olayını,özet olarak sunmuştuk.Bu olayın,içiçe geçmiş bir soykırım,etnik temizlik ve deportasyon (sınırdışı etme)yumağı olduğunu belirtmiştik.Sonuç olarak Karadeniz kıyıları ile içteki Abzah yöresinden (Абдзахэ) oluşan ve ayakta kalmış olan son Bağımsız Adıge/Çerkesya Ülkesi halkının,son bireyine değin süngü gücüyle ülkesi dışına sürüldüğünü yazdık.Çerkesya halkının,ana kitle olarak Osmanlı topraklarına,küçük bir azınlığı ile de Rusya'ya sürüldüğünü anlattık.Rusya’ya sürülenler daha önceleri -1856 yılına değin- Çerkeslere ait olan,ama 1857’den beri egemen bir Rus toprağı olmuş olan bir yöreye (şimdiki Adıge Cumhuriyeti ve çevresine) yerleştirildiler.
Yineleyelim: 1860-1864 yıllarının Bağımsız Çerkesya’sının sınırları içine Karadeniz kıyıları ile oraya bitişik Abzah yöresi giriyordu.Deportasyon programı,sınırları çizilen bu ülkede/Adıge’de uygulanmıştır. Natuhay,Şapsığ,Vıbıh ve Abzahlar ile küçücük bir topluluk olan Cigetler ve o gruptan olan Ahçıpsı,Aibga ve Psıhu köy toplulukları da topraklarından sürülmüşlerdir.Ciget topluluklarının yaşadığı ana topraklar Gagra ilçesi statüsüyle bugün Abhazya’dadır.
Abhazya,bağımsız bir ülke olup diasporadaki Abhaz,Abaza,Ciget ve Vıbıh topluluklarına Abhazya’ya yerleşme hakkını siyasal ve hukuksal anlamda tanımıştır.
Deportasyon,sırf savaş ya da Ruslara boyun eğmeme nedenine bağlı değildir.Bu,öncesinden planlanmış bir etnik temizlik programıdır.Örneğin Natuhaylar Ocak 1860'da Ruslara boyun eğmiş ve Çerkes safında savaşa katılmamışlardı.Bu yetmedi ve topraklarından sürüldüler,aynı biçimde Cigetler de savaşa katılmamış ve Ruslarla savaşmamışlardı,onlar da sürülmekten kurtulamadılar.
Amaç istenmeyen ve gelecek adına güvenilmeyen bir ulusu,Rusya için stratejik önemi bulunan Karadeniz kıyılarından temizlemek,uzaklaştırmaktı.
Bu toplulukların hepsi Adıgece konuşuyor ve Adıge Ülkesi ve Ulusu tanımı içinde yer alıyorlardı.
Çizilen bu sınırlar dışındaki Çerkes ve Kuzey Kafkas yöreleri Rus işgali ve yönetimi altında idi, oralardan bir deportasyon ya da etnik temizlik yapılmamıştır,ancak o gibi yörelerden de yoğun göçler yapılmıştırr.Göç konusunu ayrıca ele alacağım.
İşin bu vahim noktaya/deportasyona varmasına ve Kuzeybatı Kafkasya'nın ya da tarihsel Adıge/Çerkes Ülkesi'nin boşaltılmasına/boşalmasına yol açan nedenler üzerinde durmamız gerekiyor.
Önce,Çerkesleri,Çerkesya’yı ve komşu yörelerini kısaca tanıtalım.
***
Çerkesler ve komşuları
Çerkesler,kökleri Taş Çağı’na dayanan,değişik ve kendilerine özgü bir kültürü ve geleneği olan bir ulustur.Çerkes kültürü ve geleneği “cesaret,asalet/soyluluk,zarafet/incelik,cömertlik ve merhamet” gibi seçkin değerler üzerinde yükselmişti.Çerkes/Adıge dili de, biliminsanı Prof.J.Colarusso'ya göre, "Dillerin Topkapı Sarayı",dilbilgini Prof. Rogava'ya göre de,konuşanları Ruslar sayısında olsaydı "İngilizce yerine dünya dili" olacak değerde bir dildir. Elbette bu değerlerin dışında,insani olmayan öğeler de vardı:Kölelik ve esir ticareti gibi.
Ancak esir ticareti,bir dönemin dünyasında geçerliydi ve sanırım Çerkeslerin kenar yöreleri ile sınırlıydı.Çağın bir gereğiydi bu durum.Akdeniz çevresi ülkelerinde işgücüne ve paralı askerlere gereksinim vardı.Çerkesler güvenilen insanlardı.Orta ve Yeni Çağ’da Çerkes esirler en çok İstanbul ve İskenderiye’ye (Mısır’a) götürülüyordu.Mısır,Memluk Devleti sonrasında da, Kavalalı Mehmet Ali Paşa (1769-1849) dönemine değin Çerkesler tarafından özerk bir eyalet olarak yönetiliyordu.Mısır’daki Çerkes varlığı Çerkesya’dan ya da esir pazarlarından satın alınan Çerkes esirlerle takviye ediliyordu.
Çerkeslerin uzak ve yakın geçmişlerini,özet olarak da olsa,daha fazla öğrenmek isteyenlerin,bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi,"Adıge Cumhuriyeti"-Vikipedi maddesine bakmalarını öneririm.
***
Bu ön bilgilendirmeden sonra 16.yüzyıla,yakın tarihe atlamak istiyorum.Çerkeslerin kuzey komşuları olan Altın Ordu (1242-1501) bir Moğol-Kıpçak (Tatar) devletiydi,Aksak Timur'un 1395'teki saldırısı sonucu parçalandı.
Parçalardan Kırım Hanlığı (1426-1783) ile Astrahan Hanlığı (1466-1556) devletleri Çerkesya’nın ve diğer Kuzey Kafkasya yörelerinin yeni komşuları oldular.
Kafkasya’nın güneyinde ise,doğuda İran İmparatorluğu ile batıda Gürcü krallık ve prenslikleri bulunuyordu (Abhaz prensliği de dahil).
Astrahan Hanlığı 1556'da Rusya'ya ilhak edildi.Adıge/Kabardeyler ve diğer Kuzey Kafkasya halkları Rusya ile sınır komşusu oldular.Rusya genişliyor,imparatorluğa/çarlığa doğru evriliyordu.Güçlenme dönemi, ilk Çar ve Kabardey damadı olan İvan IV (1530-1584;Korkunç İvan) ile başlamıştı.
Aynı dönemde Osmanlı tahtında da Kanuni Sultan Süleyman (1495-1566) oturuyordu.Rusya yükseliyor, genişliyor,Osmanlı İmparatorluğu ise yerinde sayıyor ve Rus yayılmasını durduramıyordu.
***
Ruslarla ilk ilişkiyi Kabardey beyleri kurmuşlardır.Kabardeyler,diğer Adıge toplulukları birliğinden kopup bugünkü Kabardey yöresine yerleşmiş olan bir Adıge topluluğudur.Adıgece'nin iki kolundan birine giren üç lehçede konuşurlar.Dördüncü lehçe olan Besleney lehçesi de,bir Kabardey lehçesi sayılıyor,ama Besleneyler kendilerini Kabardeylerden ayrı sayıyorlardı.Kabardeyler,önceleri Şapsığların komşuları olarak Kuban Irmağının kuzeyinde,Ukrayna’da ve yer yer de Kırım yarımdasında yaşıyorlardı.Moğol-Tatar istilası ve baskıları sonucu,13-15.yüzyıllarda güneydoğuya doğru çekilerek şimdiki yerlerine/Kabardey'e yerleşmişlerdi.Bu geri çekilişle,Kırım ve Azak Denizi kıyılarından Osmanlı Devleti’ne ve bu arada Mısır’a yapılan kârlı köle ihracat ve ticareti yitirilmiş,kıyılardaki pazarlar Tatarların eline geçmiş oldu.
Astrahan Hanlığı’nın ortadan kalkması üzerine,Kabardey beyleri (pşı),Osmanlılara ve Kırım’a karşı 1557’de Rusya ile yararlı bir ittifak kurdular.Buna göre Rusya, Kabardeyleri koruma altına alıyordu,karşılık olarak Orta Kafkaslardaki stratejik dağ geçitleri Ruslara açılmış oluyordu.Ayrıca Ruslar,Kabardeylerin desteğiyle Oset,İnguş,Çeçen ve İran'a bağlı olmayan Dağıstan toplulukları ile de barışçı ilişkiler kurmaya ve Kuzey Kafkasya’ya yerleşmeye başlamışlardı.
I.Petro'nun (Deli Petro) İran seferi sırasında,Dağıstan'daki yerel prenslikler (hanlıklar) de,İran'dan kopup,Kabardeyler gibi, Rus koruması altına girdiler (1722).Ancak Dağıstan'a yönelik İran’ın egemenlik iddiaları,Ruslarla imzalanan 1813 Gülistan Antlaşması'na değin sürecekti.Bu son anlaşmayla İran,Dağıstan ve şimdiki Kuzey Azerbaycan üzerindeki tüm haklarını Rusya'ya devredecekti.
***
Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan ve Osmanlıların son başarısı olan 1739 Belgrad Antlaşması ile Ruslar Kuzey Kafkasya'nın bir kısmından çekildiler.Sözgelişi Büyük ve Küçük Kabardey yöreleri tarafsız (bağımsız) bölgeler haline geldiler.
Ancak anlaşma ,Osmanlılar aleyhine olmak üzere Ruslar tarafından sık sık ihlal ediliyordu.Osmanlıların zayıflamış olduğunu anlayan Ruslar, kaleler ve müstahkem mevziler inşa ederek Bağımsız Kabardey topraklarına yerleşmeye başladılar.Örneğin,yerel beylerin tüm itirazlarını dinlemeyerek,1763'te Mozdok Kalesi’ni (şimdi Kuzey Osetya’da) kurdular,kaleyi 1765'te kente dönüştürdüler.
Mozdok kenti Rus yerleşiminin kalıcılığının bir göstergesiydi.Rus, artık Osmanlıları da Kabardeyleri de takmıyordu.
Böyle bir ortamda,Rus yayılmasını durdurmak için Osmanlılar son bir deneme savaşını daha yaptılar,ancak 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı Osmanlıların ağır yenilgisiyle sonuçlandı.Osmanlı Devleti artık bir cihan devleti (büyük bir devlet) olmaktan çıkıp savunmaya çekilmiş zayıf bir devlete dönüşmüş oldu.Adıge Ülkesi (Çerkesya) dışındaki Kuzey Kafkasya’dan ise,Osmanlılar tamamen silinmiş oldular.Osmanlı,varlığını denge politikalarından –Batılı ülkelerin desteğinden- yararlanarak sürdürecekti.
Ruslar 1768-1774 savaşı sırasında ,Daryal Geçidi’inden geçerek Güney Kafkasya'ya indiler,Gürcü müttefikleri ile birlikte Türkleri Karadeniz kıyısındaki Poti Kalesi’ne değin kovaladılar.
Bu arada İnguş ve Çeçen yöreleri üzerindeki Rus nüfuzu da arttı.
1774’te Kabardey ve şimdiki Kuzey Osetya resmen Rusya’ya ilhak edildi.Ancak,Kabardey feodal sistemi bu ilhaktan zarar görmedi,beylerin toprakları,mülk ve köleleri Rusya’nın devlet güvencesine alınmış oldu.Kabardey’in feodalizmden kurtulması,en az 90 yıl gecikmiş ve Kabardeylerin özgürlük mücadelelerine katılmaları önlenmiş oldu.Yine de Ruslar Kabardeylere karşı temkinli davranıyor,onlara pek güvenmiyor,kentlere yerleşmelerine ve para ile ticaret yapmalarına izin vermiyor,Kabardeylerin takas ve trampa yoluyla ticaret yapmaları serbest bırakılıyordu.Kabardey'de tam bir sömürge yönetimi kurulmuş oluyordu.Kabardeyler Ruslara at ve hayvan satıyor,karşılığında sanayi ürünlerini alıyorlardı.
Oset ve İnguşlara daha toleranslı davranıldığı söylenebilir,onlar bir ölçüde kentlere yerleşebiliyorlardı.
***
Rusya,öteden beri salam/dilimleme politikası uygulamaya,adım adım yayılmaya başlamıştı.Rusların 50 ve 100 yıllık yayılma planlamaları yaptıkları söylenir.Karşılarında Britanya,Fransa ve Avusturya gibi güçlü devletlerin ve Kuzey Kafkasya’yı savunan cesur Müslümanların bulunması, Rusya’yı temkinli ve planlı hareket etmeye,hesapsız adımlardan kaçınmaya ve fırsat kollamaya zorluyordu.
Rusya,1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Kırım Hanlığı’nı Osmanlı Devleti'nden ayırmayı başardı.Kırım,yutulmaya hazır yumuşak bir lokmaydı artık.Aslında Rusların Osmanlıları ve Kırım’ı taktıkları yoktu.Kırım,fiilen Rus egemenliği altındaydı. Nitekim,Rus generali Suvarov, Çariçe II.Yekaterina’nın talimatıyla hukuken ‘bağımsız bir devlet’ olan Kırım'a ait Kuban Irmağının kuzey (sağ) yakası boyunca askeri kaleler ve karakollar kurmaya başlamıştı.Amaç Adıge,Nogay ve Kalmıkların Ruslara karşı birleşmelerini önlemekti (Döneme ilişkin daha çok bilgi için bkz.Ç’ırğ Ashad, ‘Tehlike Kuzey’den Geliyordu’,internet).
Rus yayılması Adıgeleri de kaygılandırmıştı.Savunma amaçlı Adıge-Osmanlı görüşmeleri başladı.Çerkesya’ya ve Kırım’a yardım amacıyla,bir liman üssü olarak, Osmanlılar tarafından 1781'de Anapa Kalesi kuruldu.
Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Rusya 1783'te Kırım Hanlığı'nı ilhak etti,ardından büyük bir Nogay (Tatar) ve Adıge katliamını gerçekleştirdi (bkz. ‘Tehlike Kuzey’den Geliyordu’).Böylece 1557’den 1783’e değin,Çerkesya için bir koruyucu kalkan olan Kırım Devleti ortadan kalkmış,Adıge ve Ruslar karşı karşıya gelmiş oldular.Ayrıca Doğu Gürcistan'ı/Kartlı ve Kaheti Krallığı’nı da koruması altına alan Rusya,Adıge Ülkesi’ni güneyden de kıskaca ve –kıyı dışında- tam bir kuşatma içine almış oldu.
1801’de Kartlı ve Kaheti Krallığı Rusya’ya ilhak edilecekti.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 2 ziyaretçi (46 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=