adigehaber
  21 Mayıs 1864'ten
 
Çerkesler: 21 Mayıs 1864'ten Günümüze...-1


3 Mayıs 2011
Hapi Cevdet Yıldız
27 Nisan tarihli bir önceki makalemizde,yukarıda belirtilen bir konuda bir yazı ya da bir yazı dizisi  konusunda çalışacağımı  belirtmiştim.Bu makale bir dizi yazının ilkidir.
Önce şunu belirtmeliyim:Çerkesler ve Osmanlı topraklarına Çerkes yerleşmeleri  üzerine Türkçe yazılmış çok sayıda yazıyı  bulmak olanaklı.Bu yazılar,Çerkesya'dan ya da  komşu yörelerden ülke dışına  yapılmış olan göç olayları ile Adıge deportasyonunu (ülke dışına sürgünü) karıştırmaktadırlar.Bu da asıl kurbanlar olan Adıgelere zarar vermektedir.
Üzülerek belirtmemiz gerekir ki,birçok Adıge de,soruna yüzeysel değiniyor, işi ciddiye almıyor ve uzatılan oltalara takılıyor.
Ancak,Batı’da yazılmış  ve  Türkçe’ye çevrilmiş olan kaliteli yazılar da vardır.W.E.D.Allen ve ölü Paul Muratoff’un Türkçe’ye  çevrilen “Kafkas Harekatı 1828-1921 Türk-Kafkas Sınırındaki Harplerin Tarihi” adlı kaliteli tarih kitabı bunlardandır (Ankara,1966).Çevirinin  “Birinci Kitap” bölümünü “Kafkasya ve Kafkasyalılar” (1,2,3,4;internet)  adı altında özetlemiş bulunuyorum.Özetlemeye,daha başka güncel çalışmalar  nedeniyle ,geçici olarak ara vermiş bulunuyorum.
Bir de Vikipedi’nin “Adıge Cumhuriyeti”  ve eklentisindeki maddelerde de önemli  bilgiler verilmektedir.Bundan sonra  olumlu yazıların  çoğalacağını umuyorum.
Sonuç olarak Adıge ya da Çerkes sorunu açığa çıkmaya ve bilimsel bir anlamda kavranmaya başlanmıştır.
Ancak şu noktanın da altını önemle çizmek isterim.Bu da şudur:Adıgeler/Çerkesler  ve onların sadece bir bölümü -1860-1864 arası Bağımsız Çerkesya  sınırlarının- için deportasyon uygulanmıştır.Bunun dışında ,1860’larda, Rus Hükümetince Kafkasya’da uygulanmış başka bir resmi  deportasyon (dış sürgün)  yoktur.
Artık bu gerçeği  bilmek durumundayız.Çünkü biz ne yazarsak yazalım,ne denli ‘karşı iddialar’ öne sürersek sürelim,gerçek budur ve bilim dünyası bunu böyle  biliyor.Gerçekleri değiştirme ya da saptırma olanağı kalmamıştır.
***
Deportasyon ve Sürgün nedir?
Soykırım ve etnik temizlik,adı üstünde insanlığa karşı işlenmiş suçlardandır ve zaman aşımına tabi değildir.Bu nedenle yeniden tanımlanmalarına gerek  görmüyorum.
Deportasyon  da (ülke dışına sürgün de),Uluslararası Hukuk ve Avrupa Birliği Roma Antlaşması hükümlerine  göre,insanlığa karşı işlenmiş olan ve zaman aşımına uğramayan suçlardan olarak kabul edilmiştir.Bu gerçeği de iyi bilmeliyiz.
İç sürgün ise tartışmalıdır.Bir sürgün olayının suç kapsamına girmesi için,bir ulusal topluluğun bir ülkenin sınırları dışına,bir ikinci ülkeye  zorla ve savaşla bağlantılı olarak gönderilmesi gerekir.
Adıgelere uygulanan sürgün politikası,eksiksiz olarak dış ülkelere sürme (deportasyon) tanımına giriyor.
Bu tanıma,Bağımsız  Adıge Ülkesi'nin kuzeyde Kuban Irmağından güneyde Bzıb Irmağına (şimdi Abhazya'da) değin uzanan Karadeniz kıyısı yerli Adıge/Çerkesleri  olan Natuhay,Şapsığ,Vıbıh ve Ciget toplulukları  ile doğudaki   Abzah yöresi halkı giriyor.Bu  5 yörede,resmi bir karar ve program gereği,Rus birliklerince,sivil halka karşı,sistemli olarak soykırım,etnik temizlik  ve dış sürgün (deportasyon) politikaları uygulandı ve değişik suçlar işlendi.Bu suçların hepsi,tartışmasız bir biçimde ve hukuki olarak soykırım ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamına giriyor.
Kafkasya’daki Bjeduğ,K’emguy,Besleney,Mamhığ,Yecerıkuay ve Kuban Kabardeyleri gibi Adıge toplulukları 1859’da,bağlılık yeminleri vererek Rus yönetimine girmişlerdi.Diğer yöreler daha önce Rus yönetimine girmişlerdi.
Sırası geldikçe bu konulara da değineceğiz.
Etnik temizlik ise,bir etnik yöreyi silah zoruyla yerli nüfusundan arındırma olayıdır ve  tartışmasız bir biçimde o da bir insanlık suçudur ve soykırımla iç içe olan bir olgudur,1860'lı yıllarda sözkonusu yöreler Adıgelerine (Çerkeslere)  karşı işlenmiştir.
***
Adıgelere uygulanan deportasyon politikası dışında,ayrıca bir Adıge  iç sürgün olayı da var mıdır?
Uluslararası hukuk deportasyonu,yani bir ülkeden ikinci bir ülkeye zorla yaptırılan göçü ya da sürgünü,zaman aşımına uğramayan bir insanlık suçu olarak kabul etmiştir.Yukarıda belirtildiği gibi deportasyonun savaş durumu ile bağlantılı olması da gerekiyor.
Örneğin iki ülke arasında yapılmış nüfus mübadeleleri de var.Bunlar da,uygulanış yönünden dış sürgün biçiminde gerçekleşirler.Barış zamanında Yunanistan ile Türkiye arasında yapılan “Ahali mübadelesi” (1923-1927) bunun bilinen bir örneğidir.Mübadelenin –zorla yapılması durumunda-   insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamına girmesi gerekir,ancak bildiğim kadarıyla,henüz suç kapsamına alınmış değil.Mantıklı düşünecek olursak,iki devlet anlaşmıştır diyerek,insanların doğduğu topraklardan zorla gönderilmeleri deportasyon dışında değerlendirilebilir mi?..
1862-1863 yılları boyunca ve Haziran 1864’e değin,sözkonusu Karadeniz kıyıları ve bunların doğusundaki Abzah yöresi,tek bir yerli köyü kalmayacak bir biçimde yerli nüfusundan tamamen boşaltıldı.Karadeniz yöreleri köyleri,bütün halinde  ateşe verilip yakıldı.
Yerli nüfusa,ülkesini terk etmesi,Türkiye'ye ya da Rusya'ya göç etmesi  emredildi.Bağımsız Adıge Ülkesi nüfusu için Türkiye de, Rusya da ikinci ülke niteliğindeydi.Sonuç olarak,Adıgelere karşı Ortaçağ uygulamalarından da daha vahşice bir politika uygulanmıştır.O zamanlar işgal edilen bir ülkenin nüfus dokusu,bir ölçüde de olsa korunurdu.
Rusya ise bir ülkeyi kendi ulusundan bütünüyle temizlemiştir.
Biliminsanı Dr. Walter Richmond,Çerkes sürgünün “modern zamanlardaki ilk soykırım ve etnik temizlik olduğuna inanıyorum” diyor  ve akademisyenlerin  “insanlık tarihini yazarken nüfusu ne olursa olsun hiçbir halkı gözardı etmemeleri gerektiğini” vurguluyor (“Dr. Walter Richmond ile Söyleşi”,8 nisan 2011,Cherkessia.net).
Bu saygın biliminsanına, “Doğru ile Eğri” yazarı İ.Kustenko ve “Çerkesya Gönül Yaram” yazarı T.Polovinkina gibi değerli Rus biliminsanlarına hak ettikleri değer, elbet birgün insanlık adına kendilerine verilecek,inanıyorum onlar adına anıtlar dikilecektir.Adıge genç kuşakları doğruları araştıran ve ortaya koyan bu gibi değerli insanları hiçbir zaman  unutmayacaktır inancındayım.
***
1860’larda politik durum
1862-1864 arasında Karadeniz kıyılarından göç ettirilen bir bölüm Adıge'nin şimdiki Adıge Cumhuriyeti arazisine ve çevresine (Belaya ve Laba ırmakları arasındaki düzlüklere) yerleştirilmiş olduğunu biliyoruz.Buna bir iç sürgün olayı izlenimi verilmek isteniyor,ama doğru değildir.Çünkü orası –şimdiki Adıge Cumhuriyeti yöresi- 1857-1859'dan beri bir egemen Rusya toprağı haline gelmişti ve oradaki Adıgeler 1859’da bir bir Rusya’ya bağlılık yeminini vermişlerdi.
Bu açıklamaya şu nedenle gerek görüyoruz:Sözkonusu Roma Antlaşması,dış sürgünü insanlığa karşı işlenen suçlardan biri olarak kabul ediyor,ama iç sürgün konusunda henüz bir karar birliği yok.Yani iç sürgün henüz  insanlığa karşı işlenmiş olan suçlar kapsamına alınmış değil.Ancak,Bağımsız Çerkesya toprakları içinde kalan ve  Adıgeleri ilgilendirecek olan bir iç sürgün olayı da sözkonusu değildir.Bunu da belirtmemiz gerekir.
1864 yılına değin Adıge (Çerkesya ya da Circassia),politik anlamda egemen bir ülke idi.Ya da hiçbir ülkeye bağlı değildi.Dış dünya artık bu gerçeği kabul ediyor (Türkçü ve Rusçu çevreler  dışında).1863-1864  yılında  egemen/bağımsız olan Adıge/Çerkesya ülkesi Rus  istilası sonucu yok edildi,sadece ulusun egemenliği değil,o ulus ile birlikte, o ulusun ülkesi de yok edildi ve o ülke nüfusu bir ikinci ya da  üçüncü ülkeye silah gücüyle ve toptan sürüldü.
 
Bu bir soykırımı olayıdır.Bir ülke ve halkı tarihten silinmiş oldu.Bunun tartışılacak,eksikliği aranacak bir yanı olamaz.Gerçek,tüm çıplaklığıyla ortada.Binlerce yıllık bir geçmişi olan bağımsız bir ülkenin yok edilmesi ve halkının başka bir ülkeye ya da ülkelere sürülmesi olayı,daha başka nasıl açıklanabilir ki?..
***
1860’lardaki uygulamalar
1860'lı yıllarda Adıge Ülkesi nüfusu 2 milyona yakındı.Bu nüfusun en az 500 bini savaş   sırasında  ölmüş olmalı.Değişik yorumlar o merkezde birleşiyor.Geri kalan nüfusun ezici çoğunluğu Türkiye'ye gönderildi (1 milyonun üzerinde bir nüfus).Daha küçük bir nüfus da -Maykop kentinin içinden geçen-  Belaya Irmağı (Şhaguaşe) ile daha doğuda kalan Laba ırmakları arasında bulunan ve Rusya'ya ait olan topraklara yerleştirildi.Düzlüklere yerleştirilen bu son/sürgün nüfusun 40 bin dolayında olabileceğini düşünüyoruz.
Şimdiki Adıge ve Karaçay-Çerkes yörelerindeki 60 bin,Kabardey’deki 40 bin Adıge nüfusa, 40 bin deporte edilmiş Adıge’yi de eklediğimizde,1864’te Kafkasya’da 140 bin dolayında toplam bir Adıge nüfusunun kalmış olduğunu tahmin edebiliriz.Değişik kaynaklar da bu nüfusu doğruluyor.
Ancak bu nüfusun bir toprak birliği  kalmamıştı.
Bu son sürgün,yani Rus egemenliğindeki topraklara yerleştirilme durumu, ayrıntıları ve işin niteliğini  bilmeyenler için bir  'iç sürgün'  olayı olarak da  algılanabilir,biz de bilmeyerek,birçok yazımızda öyle demiştik.Ancak,işin derinliğine indikçe ve belgelere ulaştıkça yanıldığımızı anladık.Rus egemenliğindeki topraklara yerleştirilme olayı da hukuken bir iç sürgün olayı değil,bir dış sürgün/deportasyon olayıdır.
Çünkü bu son sürgün olayı,istila yoluyla işgal edilen bir ülke (Adıge/Çerkesya) halkının başka bir ülkeye (Rusya’ya) toptan transferi olayıdır.Yani bir ülkeden başka bir ülkeye sürülme olayıdır.
İç sürgün,örneklere bakarsak, bir suç işlenmesi (ayaklanma)  ya da savaş sırasında bir güvenlik önlemi olarak uygulanıyor.Örneğin,Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Ermenileri toptan sürülmüş,yer yer katledilmiş,mal varlıkları yağma edilmiştir.Birçok ülkeye göre,bir iç sürgün niteliğinde olan bu olay soykırım olarak kabul edilmiştir.Savaş bittiğinde Ermenilerin  eski yerlerine dönüşlerine izin verilmemiş ve mal varlıkları da  iade ya da tazmin edilmemiş,kapanın elinde kalmıştır.Bu olaya Adıgeleri bulaştırmak isteyenler çıkmış,ama tutmamıştır.Adıgelerin Ermeniler ile ilişkileri,genellikle dostça idi.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon asıllı ABD vatandaşları,güvenlik nedeniyle,Japon istilasına açık olan  stratejik yerlerden iç bölgelere,kamplara  taşınmış,savaşın sona ermesi üzerine eski yerlerine dönmelerine izin verilmiş,mal varlıkları korunmuş ve kendilerine iade edilmiştir.Aynı sıralarda 10 Sovyet ulusal topluluğu da sürülmüş,bunların 5’i (Karaçay,Balkar,İnguş,Çeçen ve Kalmık) devletçe geri getirilmiş ve eski özerk yönetimleri yeniden kurulmuş,bunlar için yeni konutlar inşa edilmiş, bu insanların üretici konumuna getirilmeleri devletçe sağlanmıştır.
Diğer 5 Sovyet halkının ise hakları iade edilmemiştir.Örneğin Gürcistan,Ahıska Türkleri’nin (Mesheti) dönüşüne,Abhazya da Gürcülerin dönüşüne sıcak bakmamaktadır.Bunlar da çözülmemiş insanlık sorunlarındandır.
Örnekleri çoğaltabiliriz.
Adıge soykırım,etnik temizlik ve dış sürgün olayı,yukarıdaki bütün bu örneklerden daha ağır ve daha zalimane biçimde gerçekleşmiş olan bir olaydır.
(Devam edeceğiz)
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 2 ziyaretçi (22 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=